11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ŞİİR

Tanzimat Dönemi Şiiri Özellikleri

  • Tanzimat Fermanı’nın ilanından (1839) sonra siyasi ve sosyal alanda görülen Batı kaynaklı değişme ve gelişmeler şiire de yansır. Şinasi’nin 1859’da Fransızcadan çevirdiği şiirleri yayımladığı Tercüme-i Manzume adlı eserini, sonraki yıllarda özellikle Fransız şairlerden yapılan başka çeviriler izler. Bu şiirler aracılığıyla Türk edebiyatında yeni nazım biçimleri ve yeni kavramlar görülür.
  • Tanzimat’a kadar aydın çevrelerde divan şiiri zevk ve anlayışı hâkimken Tanzimat’la birlikte Batı şiiri zevk ve anlayışı da tanınmaya ve ilgi görmeye başlar.
  • Tanzimat şiiri, iki dönemde incelenebilir;

Birinci dönem

  • Toplum için sanat anlayışıyla eser verilir.
  • Dilde yalınlaşma amaçlanır fakat başarılamaz.
  • Divan şiirindeki parça güzelliği anlayışının yerini bütün güzelliği anlayışı alır.
  • Biçimde (nazım şekli, nazım birimi vb.) genellikle divan şiiri geleneğine bağlı kalınırken içerikte yeniliğe yöneliş görülür.
  • Fransız İhtilali’nin de etkisiyle Batı’da yaygın olarak kullanılan hak, hukuk, vatan, özgürlük gibi siyasi ve sosyal temalar sıklıkla ele alınır.
  • Şiirlere isim verilmeye (başlık konmaya) başlanır.
  • Tanzimat’ın birinci döneminin önde gelen şairleri Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’dir.

İkinci dönem

  • Sanat için sanat anlayışıyla daha çok bireysel temalarda şiirler yazar.
  • Bu dönemde Recaizade Mahmut Ekrem’in “Güzel olan her şey, şiirin konusu olabilir.” anlayışıyla hareket edilir, şiirin konusu genişler.
  • Batı şiirinin etkisiyle şiirde yeni biçimler kullanılır.
  • Birinci dönemde bir amaç olarak ortaya konan dilde yalınlaşma düşüncesi, bütünüyle terk edilir.
  • Bu dönemin önde gelen şairleri Abdülhak Hamit Tarhan, Muallim Naci ve Recaizade Mahmut Ekrem’dir.

Tanzimat Dönemi Sanatçıları

İbrahim Şinasi (1826-1871)

  • Tanzimat edebiyatının kurucuları arasında yer alan Şinasi Avrupa’ya gönderilen ilk öğrencilerdendir. Fransa’dan döndükten sonra kasidede biçimsel değişiklikler yapmış, ayrıca toplumsal kavramlara yer vermiştir.
  • Şiirleri duygusallıktan yoksun ve akılcıdır.
  • Konuşulan Türkçe ile yeni bir şiir dili yaratmayı amaçlamış fakat başarılı olamamıştır.
  • Şairliğinden çok fikirleri ve yenileşme sürecinde olan edebiyatımızda yaptığı çalışmalarla etkili olmuştur. Şinasi ilklerin şairidir.
  • Batılı anlamda ilk tiyatro eserini yazmıştır: Şair Evlenmesi
  • İlk şiir çevirilerini yapmıştır.
  • Batılı anlamda ilk fabl örneğini yazmıştır: Eşek ile Tilki Hikayesi
  • Agah Efendi ile birlikte ilk özel gazeteyi çıkarmıştır: Tercüman-ı Ahval
  • Noktalama işaretini ilk kullanan yazardır.
  • Halk edebiyatıyla ilgili ilk derleme çalışmasını yapmıştır: Durub-i Emsal-i Osmaniye

Ziya Paşa (1825-1880)

  • Tanzimat’la birlikte gelen yeniliklere düşünce olarak bağlı olmasına rağmen uygulamada eskinin etkisinde kalmıştır.
  • Eski-yeni ikilemini en yoğun yaşayan sanatçıların başında gelir.
  • Şiir ve İnşa” adlı makalesinde, halkın anlayabileceği bir dille halka hitap edecek bir edebiyatın oluşması gerektiğini savunan sanatçı; “Harabat” adlı divan şiiri antolojisinin ön sözünde divan şiirini överek halk şiirini küçümsemiştir. Bu tutarsızlığı Tanzimat şairleri tarafından ciddi şekilde eleştirilmiştir.
  • Ziya Paşa şekli bakımından eskiye bağlı bir şairdir.
  • Türk edebiyatında “terkibibent” ve “terciibent” türünün en önemli temsilcilerindendir.
  • Ali Paşa’yı eleştirdiği “Zafername” adlı şiiri, edebiyatımızdaki en önemli yergi şiirlerindendir.
  • Edebiyatımızdaki ilk antoloji örneği sayılan “Harabat”ı ve ilk anı kitabı olarak anılan “Defter-i Amal”i yazmıştır.

Namık Kemal (1840-1888)

  • Yeniliğe hem düşünce hem de uygulama yönüyle bağlıdır.
  • Edebiyatın hemen her türünde (hikaye hariç) eser veren sanatçı “Vatan Şairi” olarak anılır.
  • Toplum için sanat” anlayışıyla “özgürlük, vatan, yasa, hak, adalet, ahlak” konularını işlemiştir.
  • Şairin en tanınmış şiiri “Hürriyet Kasidesi”dir.
  • Hece ölçüsüyle denemeler yapmasına rağmen aruzu kullanmıştır.
  • Vatan, hürriyet, millet, adalet, eşitlik gibi kavramları şiirde dile getiren ilk şairdir.
  • İlk eleştiri eserini yazmıştır: Tahrib-i Harabat
  • İlk edebi romanı yazmıştır: İntibah
  • İlk tarihi romanı yazmıştır: Cezmi
  • Sahnelenen ilk tiyatro eserini yazmıştır: Vatan Yahut Silistre

Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1937)

  • Tanzimat’ın ikinci kuşağında yer alır. Batılılaşma hareketinde en önde giden şairlerdendir. Hem düşünce hem uygulama bakımından yenilikçe bir şairdir.
  • Abdülhak Hamit’in en çok işlediği konular “aşk” ve “doğa”dır.
  • Şairin şiirleirnde “ölüm” konusu geniş bir yer tutar. İlk eşi Fatma Hanım’ı yitirdikten sonra yazdığı “Makber, Ölü, Hacle” gibi şiirlerinde ölümün verdiği acıyı, ölüm ve fizik ötesi sorunlarla ilgili düşünceleri işler.
  • Şiirlerinde aruzla birlikte heceyi de kullanmıştır.
  • Şair daha ilk şiir kitabı olan “Sahra”dan başlayarak gerek konu gerekse şekil bakımından hep değişiklik ve yenilik arayışı içinde olmuştur.
  • Eserlerinde romantizm akımının etkileri görülür.
  • Şiirlerinde az da olsa toplumsal ögeler bulunur. Bunlar kimi toplumsal aksaklıklar (Garam, Bir Sefilenin Hasbihali) ve vatani duygulardır (İlham-ı Vatan).
  • Şairin en bilinen şiirleri: Sahra, Makber, Ölü, Hacle, Bala’dan Bir Ses, Validem, Garam, Kürsi-i İstiğrak

Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914)

  • Şiirin tek amacının güzellik olduğunu düşünür. Ona göre güzel olan her şey şiirin konusudur.
  • Şaire göre ölçü (vezin) içeriğe uygun bir ahenkte olmalıdır. Başka bir deyişle, ölçünün müzik yönüyle değerlendirilmesi gerekir.
  • İşlediği başlıca konular aşk ve doğadır. Fransız romantiklerinin etkisi altında kaldığından şiirleri melankolik bir havadadır.
  • Şiirin yalnızca nazıma özgü olamayacağı düşüncesiyle “mensur şiir” biçimini ortaya koymuştur.
  • Döneminde yeni edebiyatın hararetli bir savunucusu olmuş, bu nedenle eski edebiyatı savunan Muallim Naci ile edebi tartışmalar yaşamıştır.
  • Edebiyatımızdaki ilk realist roman olan Araba Sevdası’nın yazarıdır.
  • Şiir türünde yazdığı eserler: Nağme-i Seher, Yadigar-ı Şebab, Zemzeme (I-II-III), Tefekkür, Pejmürde, Nijad Ekrem

Muallim Naci (1849-1893)

  • Tanzimat Dönemi’nde yaşamasına rağmen divan edebiyatı anlayışını savunmuş, eski edebiyat ile yeni edebiyat mücadelelerinde eski edebiyat taraftarlarının lideri olmuştur.
  • Recaizade Mahmut Ekrem ile sanat konusunda giriştiği tartışmalardan dolayı yeni edebiyat karşıtı olarak gösterilmiştir.
  • Çağdaşları gibi şiirin konusunu genişletmiş, aruzu Türkçe’ye uygulatmıştır.
  • Muallim Naci; Recaizade Mahmut Ekrem ile girdiği kafiye tartışmasında “göz için kafiye” anlayışını savunmuştur.
  • Edebiyatımızın köyü anlatan ilk şiiri olan “Köylü Kızların Şarkısı” Muallim Naci’ye aittir.
  • Demdeme” adlı eserinde Recaizade Mahmut Ekrem ile yaptığı edebi kavgaları toplamış, Recaizade Mahmut Ekrem’in “Zemzeme” adlı eserine karşılık vermiştir.

Servet-i Fünun Dönemi Edebiyatı Özellikleri

  • Serveti fünun dergisinin yazı işleri idaresine Tevfik Fikret’in gelmesiyle (1896) bu dergi etrafında toplanan ve aynı sanat anlayışını paylaşan sanatçıların oluşturduğu edebiyata Servetifünun Edebiyatı (Edebiyatıcedide) denir.
  • “Sanat sanat içindir.” anlayışının hâkim olduğu Servetifünun şiirinde şiirin konusu genişletilir.
  • Şiirde yeni imgelerle beraber Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalarla dolu ağır bir dil kullanılır.
  •  Servetifünun şiirinde parnasizm ve sembolizm etkisi ile biçim mükemmelliğine ve ahenge önem verilir.
  • Göz için değil kulak için kafiye anlayışı benimsenir. Kimi zaman bir şiirde birden çok aruz kalıbı kullanılır.
  • Batı edebiyatından alınan sone ve terza rima nazım biçimleriyle birlikte özellikle serbest müstezat tercih edilir.
  • Şiir düzyazıya yaklaştırılır, mensur şiir denemeleri yapılır. Fransız şiirinin etkisiyle anjanbumanlar (şiirde cümledeki anlamın dize ya da beyitte tamamlanmayıp sonraki dizelere geçmesi) görülür.
  • Servetifünun Dönemi’nin başlıca şairleri Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin ve Süleyman Nazif’tir.
  • İçinde yaşadıkları siyasi ve sosyal yapıdan kaçıp uzaklaşma isteği, Servetifünun sanatçılarını hayale yöneltir. Bu yüzden eserlerinde hayal-gerçek çatışması önemli bir yer tutar.
  • Karamsarlığın baskın olduğu şiirlerde aşk, ölüm ve tabiat sıklıkla işlenen temalardır.
  • Dönemin şartları gereği siyasi ve sosyal konulardan uzak duran Servetifünun şairleri içinde Tevfik Fikret, siyasi ve sosyal konuları da işleyen yegâne şairdir.
  • Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği Edebiyat ve Hukuk adlı makaleden dolayı derginin kapatılmasıyla, dergi etrafında toplanan sanatçılar dağılır ve böylece Servetifünun Dönemi sona erer (1901).

Servet-i Fünun Dönemi Sanatçıları

Tevfik Fikret (1867-1915)

  • Fransız şiiriyle tanıştıktan sonra kendi şiirini oluşturmaya çalışmıştır.
  • Biçimsel kaygıları göz ardı etmemiş, sürekli yenilik peşinde olmuştur.
  • Şairin ressam kişiliği, şiirlerinde canlı betimlemeler yapmasını ve tabiat tasvirlerinde başarılı olmasını sağlamıştır.
  • 1911’de yayınlanan ikinci şiir kitabı “Haluk’un Defteri”ndeki şiirler, en umutlu ve iyimser şiirleridir.
  • Şairin heceyi kullandığı tek kitabı Şermin’dir.
  • Karamsarlığı ve iç dünyasındaki dalgalanmaları şiirlerine yansıtmıştır. Aşk, tabiat, aile konularına ağırlıklı olarak yer vermiştir.
  • Türk şiirinde parnasizmin ilk ve en büyük temsilcisidir. “Sis” adlı şiirinde İstanbul’u kendi bakış açısına göre betimlemiş; “iğrenç, kokuşmuş, pis şehir” olarak yansıtmıştır.
  • Aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulamıştır. Nazım şekillerinden ağırlıklı olarak sone ve terza rimayı kullanmıştır. Serbest müstezatı da şiirinde başarıyla uygulamıştır.
  • Kullandığı yabancı kelime ve kalıplar nedeniyle yazı dili oldukça ağırdır.
  • Mısra bütünlüğünü yok saymıştır, “nazımı nesre yaklaştırma” Tevfik Fikret’in şiirlerinde vücut bulur.

Cenap Şahabettin (1870-1934)

  • Servetifünun’un Tevfik Fikret’ten sonra en önemli şairidir. Asıl mesleği doktorluktur.
  • Sembolizmi yakından takip etmiş ve bu akımdan etkilenmiştir. Ancak sembolizmi kavramakta yetersiz kalmıştır.
  • Nazım biçimi olarak serbest müstezatı en iyi kullanan şairdir.
  • “Sanat için sanat” anlayışını benimsemiştir.
  • Dili oldukça ağırdır. Bilinmeyen Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar kullanır. Dili bilinçli olarak ağırlaştıran şair, Türkçecilik düşüncesine en çok muhafelet yapanların başında gelir.
  • Şiirlerini aruzla yazmıştır. O döneme kadar kullanılmamış yeni imgelere ve hayallere yer vermiştir.
  • Şiirde canlı ve etkileyici bir betimleme tekniği kullanmıştır. “Elhan-ı Şita” adlı şiirinde kar yağışını adeta bir sahne gösterisi gibi dile getirmiştir.

Fecri Ati Dönemi Edebiyatı Özellikleri

  • 1909 yılında yeniden yayımlanmaya başlanan Servetifünun dergisinde bir araya gelen ve Türk edebiyatındaki ilk beyannameyi (bildiri) yayımlayan Fecriati Topluluğu, eleştirdikleri Servetifünuncuların sanat anlayışını sürdürür.
  • Sanat şahsî ve muhteremdir.” sloganıyla ve sanat için sanat anlayışıyla eser veren Fecriaticilerin şiirlerinde işlediği başlıca temalar aşk ve tabiattır.
  • Edebiyatımızda ilk edebi bildiriyi (manifesto/beyanname) yayınlayan topluluktur.
  • Servetifünun edebiyatına tepki olarak doğmuştur.
  • Servetifünun’a bir tepki olarak ortaya çıkmasına rağmen, şiir sahasında bu edebiyatın özelliklerini sürdürürler.
  • Bu sanatçılar; Arapça, Farsça sözcüklerin, tamlamaların yoğun olduğu bir dille kapalı bir anlatımı yeğler.
  • Serbest müstezat türünü geliştirir.
  • Topluluğun öne çıkan şairleri Ahmet Haşim, Emin Bülent Serdaroğlu ve Tahsin Nahit’tir. 1912’de topluluk dağılmıştır.
  • Dağılmalarında özellikle Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp’in çıkardıkları Genç Kalemler dergisi etkilidir.

Fecri Ati Dönemi Sanatçıları

Ahmet Haşim (1884-1933)

  • Fecri ati topluluğunun en önemli şairidir.
  • İlk şiirlerinde Abdülhak Hamit Tarhan, Cenap Şahabettin ve Tevfik Fikret’in etkileri görülür.
  • Şiirlerinde “akşam, gün batımı, alacakaranlık” kavramlarına büyük önem verir.
  • Şiirlerinde musiki de vardır.
  • Sanatçıya göre gerçek şiir, nesre çevrilmesi mümkün olmayan bir şiirdir.
  • Aruz ölçüsüyle yazan şair, Arapça ve Farsça sözcüklere de bolca yer verir.
  • Hiçbir şiirinde heceyi kullanmaz.
  • Serbest müstezata ilgi duyar.
  • “Açıklık ve fikir” gereksizdir. Şiir anlamını okuyucudan almalıdır.
  • Sanatçı toplumsal sorunlara ilgisizdir. Şiirlerinin konusu “hüzün, yalnızlık, ölüm, aşk” gibi bireysel konulardır.

SAF ŞİİR

  • Saf şiir (öz şiir); bir mesaj verme kaygısından uzak, amacı sadece estetik (güzellik) olan şiirdir.
  • Öğretici değildir, hikâye unsuru barındırmaz, genellikle bireysel temaları işler.
  • Saf şiirde ses ve söz, şiir oluşturma özelliğinde birleşir.
  • Sembolizm etkisinin baskın olduğu saf şiirde estetik, sanatsallık ve bireysellik ön plandadır.
  • Şiir dilinin özelliklerine (imge kullanımı, kelimelerin duygu ve çağrışım değeri, çok anlamlılık, ahenk unsurları, söz sanatları, söz dizimi vb.) önem verilir.
  • Saf şiirin Türk edebiyatındaki öncüleri Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı’dır.
  • Daha sonra Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dıranas, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır ve Cahit Sıtkı Tarancı gibi şairler saf şiir anlayışını sürdürmüştür.

Milli Edebiyat Dönemi Özellikleri

  • 1911’de yayın hayatına başlayan Genç Kalemler dergisinde toplanan şairler; kullandıkları dil, biçim, ölçü ve işledikleri temalarla Millî Edebiyat’ın oluşumunu sağlamıştır.
  • Türkçülük akımının savunucusu Mehmet Emin Yurdakul, Millî Edebiyat akımının öncü ismidir.
  • Servetifünun şiirinin zirvede olduğu dönemde onun toplum için, yalın bir dille ve hece ölçüsüyle yazıp yayımladığı Türkçe Şiirler, Millî Edebiyat şiirinin habercisi niteliğindedir.
  • Tanzimat’ın ikinci kuşağından başlayarak Servetifünun ve Fecriati sanatçılarınca devam ettirilen bireysel temalarda ağır bir dille, aruz ölçüsüyle, sanatkârane üslupla şiir yazmaya ilk güçlü tepki onun yazdığı şiirlerdir.
  • Millî duyguları dile getiren bu şiirler, o dönemde büyük ilgi görmüş; bu şiirleri başka şairler tarafından yazılan, halk şiirine benzeyen şiirler takip etmiştir.
  • Mehmet Emin Yurdakul ve Ziya Gökalp’ın yanı sıra “Hecenin Beş Şairi” ya da “Beş Hececiler” diye adlandırılan şairler (Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç ve Faruk Nafiz Çamlıbel) Millî Edebiyat Dönemi şiirinin yetkin örneklerini vermiştir.
  • Millî Edebiyat şairleri; art arda gelen Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nın Anadolu’daki yıkımını dile getirmiş; vatan sevgisi ve kahramanlık gibi temaların yanı sıra bireysel temaları da işlemiştir.

Milli Edebiyat Dönemi Sanatçıları

Ziya Gökalp (1876-1924)

  • Düşüncelerini yaymak için sanatı araç olarak görmüştür.
  • Toplum hayatının yeniden düzenlenmesi, insanların eğitimi, milli bir hafıza oluşturmak için girişilen mücadeleler gibi konuları ele alır.
  • Sosyolojiyi Türk toplumuyla tanıştıran şair, bu alanda çok önemli çalışmalar yapmıştır.
  • Ümmetçi bir Osmanlı’dan yakın bir gelecekte Türkçü bir devlete dönüşme programını yapar.
  • Türk mitolojisini şiire yansıtır.
  • İlk şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır. Sonraki dönemde hece ölçüsünü kullanmıştır. Şiirlerinde çoğunlukla mesnevi, koşma, sone gibi nazım şekillerini kullanan Gökalp, şiir sanatının teknik yönüyle pek ilgilenmemiştir.
  • Kızıl Elma, Yeni Hayat, Altın Işık” önemli eserleridir.

Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944)

  • Milli Edebiyat cereyanı başlamadan evvel Türkçülük faaliyetlerini edebiyata aksettiren önemli şahıslardan biridir. Türk edebiyatında açık bir şekilde Türkçülüğü ilk defa sanat ideali haline getiren Türk şairi Mehmet Emin Yurdakul’dur.
  • Şairin ilk şiiri “Cenge Giderken” adlı şiiridir. Bu şiir, Türk edebiyatının Türklük heyecanıyla yazılmış ilk manzumesidir.
  • “Milli Şair” veya “Türk Şairi” olarak anılmıştır.
  • Mehmet Emin’in şiirleri edebi açıdan ahenksizdir, musikiden yoksundur, şiirlerinin dili kurudur.
  • Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Zafer Yolunda” en ünlü eserleridir.

Ali Canip Yöntem (1887-1976)

  • Ali Canip Yöntem; Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp’le birlikte Milli Edebiyat ve Yeni Lisan hareketinin üç teorisyeninden biridir.
  • Yazdığı eserlerden çok girdiği edebi ve ilmi tartışmalarla (Yeni Lisan tartışmaları) adını duyurmuştur.
  • Geçtiğim Yol” adlı şiir kitabı hem aruz hem de hece vezni ile yazılmış şiirlerinden oluşur.
  • Yeni Lisan hareketini sonuna kadar savunmuştur.
  • Cenap Şehabettin’le ciddi bir tartışmaya girişmiştir. Bunu “Milli Edebiyat Meselleri ve Cenap Bey’le Münakaşalarım” adıyla yayınlamıştır.

Mehmet Akif Ersoy (1873-1936)

  • Siyasi ve edebi anlayışı bakımından “ümmetçilik” akımının etkisindedir.
  • Milli Mücadele yıllarında İstiklal Marşı’nı yazmıştır.
  • Şiirlerini aruz ölçüsüyle yazan sanatçı, aruzu Türkçeye kusursuz uygulamıştır.
  • Tevfik Fikret’in başlattığı manzum hikaye türünün en başarılı örneklerini vermiştir.
  • Din ve maneviyat onun şiirlerinde en önemli kavramlardır. “İslamcılık” düşüncesinin en büyük savunucusudur.
  • Şairin “Safahat” adı altında toplanan şiirleri yedi kitaptan oluşmuştur. Bunlar: Safahat, Süleymaniye Kürsüsünde, Fatih Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Hatıralar, Asım ve Gölgeler’dir.

Cumhuriyetin İlk Yıllarında Şiir

  • Millî Edebiyat Dönemi’nde başlayan edebî eserlerde millî değerlerin işlenmesine Cumhuriyet’in ilk yıllarında devam edilmiştir. Şiirde millî duyarlılığa önem verilmiş, ağırlıklı olarak halk şiirinden gelen ögeler (yalın dil, hece ölçüsü, dörtlük nazım birimi vb.) kullanılmıştır.
  • Bu dönemde Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren bir şiir çizgisi görülür.
  • Kurtuluş Savaşı kazanılmış, sıra vatanın ve milletin maddi ve manevi yönden kalkınmasına gelmiştir. Bu düşüncede millî bir heyecanla hareket eden şairler, şiirlerinde genellikle Anadolu’yu ve Anadolu insanını konu edinmiş; böylece Memleket Edebiyatı adı verilen bir akım oluşmuştur.
  • İlk örneklerini II. Meşrutiyet’ten sonra vermeye başlayan memleketçi şiir, bu akım içinde varlığını güçlü biçimde sürdürmüştür. Anadolu’ya yöneliş, memleket manzaraları, vatan ve millet sevgisi bu akımın işlediği başlıca temalardır.
  • Bu akımda Batı edebiyatının zevk ve anlayışıyla yerli anlayış, memleket edebiyatı düşüncesi etrafında birleşmiş; millî kimlik, edebî eserlerin merkezine yerleşmiştir.
  • Faruk Nafiz Çamlıbel, Ahmet Kutsi Tecer, Kemalettin Kamu, Orhan Şaik Gökyay, Ömer Bedrettin Uşaklı gibi şairler; Memleket Edebiyatı akımı doğrultusunda eser vermiştir.
  • Cumhuriyet Dönemi şiiri, farklı anlayış ve akımlarla gelişimini sürdürmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir