10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ROMAN

Roman Nedir ?

Olan ya da olması mümkün olayları kişi, mekan, zaman üçlemesinde anlatan, hikâyeye göre daha fazla, anlatmaya dayalı edebi eserlerdir.

Özellikleri:

  • Olay örgüsü, kişiler, mekan ve zaman ögelerinden oluşur.
  • Öyküden farklı olarak romanlarda bu öğeler daha detaylı daha geniş bir biçimde incelenir. 
  • Romanda, kahraman, yer ve durumlar daha çok ve çeşitlidir. 
  • Romanlarda birden fazla anlatıcı ve bakış açısı gözlemlene bilir. 
  • Romanlarda betimlemelerin yanında ruhsal çözümlemelere de fazla yer verilir. 
  • Romanda betimlemelere ve psikolojik sentezlere hikayeden daha geniş yer verilir. 
  • Romanda olaylar, roman kahramanlarının karakter özellik­lerinden ortaya çıkar. 
  • Romanların olay örgüleri olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkilerinden ortaya çıkar. 
  • Romanlar işlediği temalara göre; sosyal roman, macera romanı, tarihi roman, egzotik roman, psikolojik roman , polisiye, biyografik ve otobiyografik roman gibi çeşitlere ayrılır.

Romanın Yapı Unsurları 

Bir romanın temelini oluşturan yapı unsurları şunlardır:

1) Olay Örgüsü: Romanların temelinde bir olay yer almaktadır. Aslında tek bir durum etrafında birbirine bağlanan birçok olay örgüsü vardır ve bu olay örgülerinin tamamı da merkezdeki olayı desteklemektedir. Olay örgüleri arasında da neden-sonuç ilişkisi altında bir bütünlük vardır.
2) Kişi: Anlatılan olaylar belirli insanlar tarafından gerçekleştirilir ve olaylar sırasında her kahramanın belirli bir rolü bulunmaktadır. Roman kişileri takım olarak eserde oldukça fazla bir şekilde yer almaktadır. Ayrıca eserde yer alan kahramanlar detaylı bir şekilde  tanıtılmakta ve betimlenmektedir. Kişiler karşımıza iki şekilde çıkmaktadır;

Tip: Başka karakterlerde de bulunan ortak özellikleri üstünde barındıran, temsil ettiği grubun özelliğini net bir şekilde yansıtan roman kahramanı tiptir. Tip olan kişinin üzerinde durulan yani temsil ettiği özellik kuvvetli bir şekilde okuyucuya hissettirilir. Örnek; Felatun Bey ile Rakım Efendi romanında yer alan "Felatun Bey" Batı taklitçiliği ve sıradanlığı ile negatif tipe, "Rakım Efendi" ise, dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile pozitif tipe örnek olarak verilebilir. Çalıkuşu’ndaki “Feride" ise, örnek bir öğretmen ve genç kız tipidir.

Karakter: Tip özelliği göstermeyip kahramanın kendine has davranışları ile başka özellikteki kişilerden ayrılan, çok yönlü özellikler gösteren roman kişisidir. Olayların durumuna göre karakterin davranışlarında da değişiklikler gözlemlenir ve davranışlarını önceden tahmin etmek mümkün değildir.

Tip ve Karakter Arasındaki Fark Nedir?

  • Tip belli bir grubu temsil ederken karakter kendine has özellikleriyle öne çıkar. Yani tip genel, karakter özeldir diyebiliriz. 
  • Tip genel olduğundan değişik eserlerde de karşımıza çıkabilir fakat karakter özel olduğu için farklı eserlerde karşımıza çıkma olasılığı yoktur. 
  • Tip tek taraflıyken karakter çok yönlüdür. 


3) Zaman: Her durumun mutlaka bir gerçekleşme zamanı vardır. Bu nedenle eserde zaman kavramları sıkça kullanılabilmektedir. Eserlerde genellikle -di’li geçmiş zamanlı anlatım tercih edilir. Eserde zaman kronolojik olarak verilebileceği gibi geçmişe-geleceğe gidiş şeklinde de yansıtılabilmektedir

4) Mekân: Anlatılan durumların meydana geldiği yer de yapı unsurlarındandır. Eserde gerçekleşen durumlarla ilişkili bir şekilde uygun bir yer yazar tarafından kurgulanır. Bu türde mekân tahlilleri de önemli bir yer tutarken aktarılan olayların yapısına göre yer betimlemesi ön plana çıkmaktadır. 

Romanda Anlatıcı ve Bakış Açısı: Olay anlatan edebi metinlerin önemli faktörlerinden biri de anlatıcıdır. Eserin yazarı ile anlatıcısı aynı değildir. Yazar eserini oluştururken farklı bir anlatıcı tasarlamaktadır. Romanda anlatıcı bakış açıları şunlardır:

Kahraman Bakış Açısı: Merkezde  yer alan kişi ağzından yaşananların birebir anlatılmasıdır. Birinci tekil şahıs ekiyle ben tarzı bir anlatım vardır.

Gözlemci (Müşahit)Bakış Açısı: Gözlemci kişinin bakış açısıyla oluşturulan anlatımda anlatıcı, gördüklerini anlatan bir tanık konumundadır. Bu anlatıcı, anlatıdaki kişilerin aklından geçenleri ve düşüncelerini bilmez, öznel olmayan bir tavır takınır. Olan bitenler okuyucuya kamera sessizliğiyle iletilir.

İlahi Bakış Açısı: Tanrısal bakış açısına sahip anlatıcı gözlemci gibi olayları izler ancak olayın merkezindeki bireylerin iç dünyasına, duygularına, fikirlerine de hâkim bir şekilde okuyucuya iletir.

Tema: Romanın geneline hâkim olan temel duygu veya fikirdir. Tema; soyut ve genel bir kavramdır. Örneğin ilk edebi eser İntibah’ın teması yanlış kadın sevmenin doğurduğu yıkımlardır.

Roman ve Hikâye Arasındaki Farklar

  • Birden çok olay üzerine kuruluyken hikâye tek olay üzerine kurulur.
  • Şahıs (kişi) kadrosu hikâyedekine göre daha geniştir.
  • Zaman hikâyedekine göre daha kapsamlıdır.
  • Öyküye göre daha uzun bir türdür. 
  • Yer hikâyedekine göre daha çok ve çeşitlidir.
  • Kişi ve yer betimlemeleri hikâyedekine göre daha ayrıntılıdır.
  • Roman ve Hikâye Benzerlikleri
  • İkisi de olay örgüsü, kişiler, mekan ve zaman yapı unsurlarından oluşmaktadır. 
  • Her ikisi de anlatmaya bağlı edebi türler arasındadır. 
  • İkisinde de ağırlıklı olarak öyküleyici ve betimleyici anlatım kulanılmaktadır. 
  • İkisinde de olaylar bir anlatıcı tarafından iletiril. 
  • İkisi de serim, düğüm, çözüm parçaları vardır.

EDEBİ AKIMLAR 

1. ROMANTİZM (COŞUMCULUK)

1830’lu yıllarda klasisizme tepki olarak ortaya çıktı. Victor Hugo’nun Hernani isimli oyunuyla bir edebiyat akımı olarak başarıya erişmiştir. 1789’da Fransız İhtilali’yle birlikte derebeylik ve aristokrasi yok olmuş; yeni bir yapılanma ortaya çıkmıştır. Bu neden ile bağlı olarak romantizm, yeni duygu, fikir ve idealleri anlatmaya odaklanmıştır, sanatın ve sanatçının normlarda kurtulup özgürleşmesini desteklemiştir.

ÖZELLİKLERİ:

  • Romantizmde duygu yoğunluğu önemlidir. Sınırsız hayal gücü ile romantikler kendilerini daha sınırsız gördüklerinden dolayı önemli eserler ortaya koymuşlardır.
  • Klasisizme tepki olarak çıkmıştır.
  • Romantizmde Eski Yunan ve Latin mitolojisine ilgi duyulmamış bunun yerine romantikler Hristiyanlık efsanelerine yönelmişlerdir. 
  • Klasisizmde önemsenmeyen din duygusuna romantizmde geniş yer verilmiştir. 
  • Romantik yapıtlarda özgün aşk konuları çok fazla işlenmiştir. Konular genellikle gündelik yaşamdandır.
  • Romantikler, eserlerde sadece seçkin insanları değil tüm insanları anlatmaya çalışmışlardır.
  • İnsan ruhuna önem verilen romantizmde zıtlıklardan, (ak-kara, güzel-çirkin, iyi-kötü…) yararlanılmıştır.
  • Romantikler, insanın duygularını, hayallerini hayata geçirmesine çok önem vermişlerdir.
  • Toplumun düzeltilmesi sanat sanat içindir felsefesine uyulmuştur. Romantikler, insanı düzeltmeyi toplumu düzeltmekle denk görmüşlerdir.
  • Klasisizmde önemsenmeyen doğaya karşı büyük bir ilgi gösterilmiştir.
  • Romantizmde gerçek, bir yönüyle değil;tüm taraflarıyla ele alınmıştır.
  • Romantikler eserlerde abartılı uslüplar kullanmış; duygu yüklü, şairane bir anlatımı benimsemişlerdir. 
  • Romantikler, dil ve biçim mükemmelliğini önemsememişlerdir. 
  • Romantizmde sanatçılar iç dünyalarını gizlememiş olaylarla ilgili görüşlerini açıkça ortaya koymuşlardır.
  • Romantikler olayları anlatılırken rastlantısal şeylere gereğinden çok yer vermişlerdir.
  • Romantizmde tip değil kişiler önemli görülmüştür.
  • Romantizmde öncelikle tiyatro ön plana çıkar sonrasında ise roman türü önem kazanır. Ayrıca öykü, tiyatro, şiir, makale, eleştiri, fıkra, anı, deneme, gezi yazısı türlerinde önemli eserlerede imza atılmıştır.

Başlıca Temsilciler: Chateaubriant, Lamartine, Musset, Victor Hugo, Lord Byron, Goethe

TÜRK EDEBİYATI’NDA ROMANTİZM

  • Tanzimat Dönemi’ndeki ürünlerin bir çoğu romantizmin etkisiyle yazılmıştır. 
  • Namık Kemal roman ve tiyatrolarıyla (İntibah, Zavallı Çocuk) 
  • Ahmet Mithat, ilk romanlarında romantizmi işler. (Felatun Bey'le Rakım Efendi)
  • Recaizade Mahmut Ekrem yazmış olduğu şiirleriyle ,Abdülhak Hamit ise tiyatrolarıyla yer alır.

2. REALİZM (GERÇEKÇİLİK)

  • 19. yüzyılın ikinci yarısında romantizmin fazla duygusallığına tepki olarak ortaya çıkan bir akımdır. 
  • Realizm’de, duygu ve hayaller artık yerini gerçeklere bırakır. 
  • Yaşanan ve gözlenen gerçekler bütün çıplaklığıyla anlatılır. Bunun olması için gerektiğinde anket gibi bazı yöntemlere başvurulmuştur. 
  • Bu akımda, gerçeğin anlatılması için kişilerin psikolojileri, onların kişiliklerini etkileyen çevrelerinin tanıtımı, içinde bulundukları ortam detaylarıyla verilir. Onun için de betimleme, realist yazarlarda en önemli anlatım şekli olarak dikkat çeker. 
  • Yalnızca yaşananın anlatılmasına yönelen gerçekçiler, olaylar ve bireyler karşısında tarafsızca davranırlar. 
  • Eserlerine kendi duygu, fikir ve yorumlarını eklemezler. 
  •  Gerçek hayatın anlatılması esas alındığı için eserlerinde toplumun sıradan insanlarıyla karşılaşılır. 
  • Eserlerinde daha çok yaşamın normal olaylarına yöneldikleri için fazla basit bir konu bile ele alınabilir. 
  • Gerçekçi yazarların okuyucuyu eğitmek, bilgilendirme gibi bir hedefleri yoktur. 
  • Gözlem, inceleme ve belgelere dayanarak, yaşananı nesnel bir şekilde aktarmayı hedeflerler. 
  • Gerçekçi yazarlar, biçimin güzelliğine fazla önem vermişler, dilde ve anlatımda abartıdan, özentiden kaçınmışlardır. 

BAŞLICA TEMSİLCİLERİ (Dünya Edebiyatı)

  • Gustove Flaubert (Madame Bovary) 
  • Lev Tolstoy (Savaş ve Barış, Diriliş, Anna Karenina) 
  • Dostoyevski (Suç ve Ceza) 
  • Çehov (Vanya Dayı, Vişne Bahçesi) 
  • M. Şolohov (Ve Durgun Akardı Don) 
  • E. Hemingway (Çanlar Kimin İçin Çalıyor) 
  • John Steinbeck (Gazap Üzümleri) 
  • Herman Melville (Moby Dick) 
  • Charles Dickens (Oliver Twist, David Copperfield) 
  • Gogol (Müfettiş, Ölü Canlar) 
  • Turganyev (Babalar ve Oğullar) 
  • M.Gorki (Çocukluğum, Benim Üniversitelerim, Ekmeğimi Kazanırken) 

TÜRK EDEBİYATI’NDAKİ TEMSİLCİLERİ 

  • Recaizade Mahmut Ekrem (Araba Sevdası) 
  • Sami Paşazade Sezai (Zehra) 
  • Nabizade Nazım (Karabibik) 
  • Halit Ziya Uşaklıgil (Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar) 
  • Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Kiralık Konak, Yaban......) 
  • Memduh Şevket Esendal (Ayaşlı ve Kiracıları) 
  • Reşat Nuri Güntekin (Romanlarıyla) 
  • Refik Halit Karay (Romanları ve hikayeleriyle) 
  • Sait Faik Abasıyanık (Roman ve hikayeleriyle)

ROMANTİZM-REALİZM FARKLARI

  • Romantizm klasisizme; Realizm akımı ise romantizme tepki olarak doğmuştur.
  • Romantizmde duygu ve hayallere önem verilir, realizmde ise his ve hayale kapılmadan toplum gerçeklerini varolduğu gibi aktarılır.
  • Romantizmde sanatçılar, kendi karakterlerini gizlememiş; olaylarla ilgili görüşlerini açıkça ortaya koymuşlardır. Realizmde yazarlar eserlerine kendi duygu ve yorumlarını katmazlar. 
  • Romantik sanatçılar halkın düzeltilmesi isteği ile Sanat toplum içindir. ilkesine uyulmuştur. Realist  yazarların okuyucuyu bilgilendirmek gibi bir amaçları yoktur.
  • Romantizmde "sanat toplum içindir." ilkesi; realizmde "Sanat, sanat içindir." ilkesi felsefe haline gelmiştir.
  • Romantizmde  dil ve biçim mükemmelliği dikkate alınmazken Realizmde eserde biçim düzgünlüğü çok önemlidir.
  • Romantik sanatçılar, olayları anlatırken rastlantısal gerçeklere gereğinden fazla yer vermişlerdir. Realistler ise hayal üst görülen istisnai durumlara yer vermemiş,  okura yaşanmış bir olay ya da yaşanabileceğinden şüphe edilmeyecek bir durum aktarmışlardır.

TÜRK EDEBİYATI’NDA ROMAN TÜRÜ ve İLK’LER 

Edebiyatımızda roman türündeki ilk eserler Tanzimat Dönemi’nde verilmeye başlanmıştır Roman türü önce Batı edebiyatından çevirilerle edebiyatımıza dahil olmuş, daha sonra ilk yerli örnekler verilmiştir.

  • İlk çeviri roman: Yusuf Kâmil Paşa’nın Fenelon’dan çevirdiği Telemak
  • İlk yerli roman: Şemsettin Sami’nin yazdığı Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat
  • İlk edebî roman: Namık Kemal’in yazdığı İntibah
  • İlk tarihî roman: Namık Kemal’in yazdığı Cezmi
  • İlk köy romanı: Nabizade Nazım’ın yazdığı Karabibik
  • Romantizmden realizme geçişin ilk örneği: Sami Paşazade Sezai’nin yazdığı Sergüzeşt
  • İlk realist roman: Recaizade Mahmut Ekrem’in yazdığı Araba Sevdası
  • İlk psikolojik roman denemesi ve ilk tezli roman: Nabizade Nazım’ın yazdığı Zehra romanıdır.
  • İlk polisiye roman: Ahmet Mithat Efendi-Esrâr-ı Cinayet
  • İlk post-modern roman: Oğuz Atay-Tutunamayanlar

Türk edebiyatında roman türündeki asıl büyük gelişmeler Servetifünun, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda yaşanmıştır. Servetifünun yazarı Halit Ziya Uşaklıgil Batılı roman tekniğine uygun olarak kaleme aldığı Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu gibi romanlarıyla ilk roman ustamız olarak tarihimize geçmiştir.

· TANZİMAT I. DÖNEM ROMAN ÖZELLİKLERİ

  • Teknik açıdan eserler kusurludur.
  • Romantizmden etkilenilmiştir.
  • Konu olarak genellikle yanlış batılılaşma işlenmiştir.
  • Yazarlar romanın akışını kesip, konu ile ilgili kendi düşüncelerini savunmuşlar ve bu şekilde okuyucuya ders vermeyi amaçlamışlardır.
  • Karakterler tek yönlü olarak seçilmiş iyiler daima iyi, kötüler daima kötüdür.
  • Eserlerin sonunda iyiler kazanır ve ödülünü alır, kötüler de kaybeder ve cezalandırılırdı.
  • İlk görüşte aşk, abartılı konular, olağan dışı rastlantılara yer verilmiştir.

TANZİMAT II. DÖNEM ROMAN ÖZELLİKLERİ 

  • Tanzimat ikinci dönemin sanatçıları birinci döneminkilere göre daha başarılı olmuştur. 
  • Konu olarak duygusal ve acıklı şeyler işlenmiştir. 
  • Realizm ve natüralizm akımları etkili olmuştur. 
  • Gözleme dayalı gerçekçi betimlemeler yapılmıştır. 
  • Abartılı konular seçilmemiş ve olağan üstü rastlantılardan kaçınılmıştır. 
  • Olayların akışını kesmemiş ve kendi fikirlerini öne sunamamışlardır. 
  • Konularda genellikle esirlik ve cariyelik işlenmiş; yer olarak ise İstanbul'un zengin kesimi seçilmiştir.

SERVETİFÜNUN ROMANININ ÖZELLİKLERİ

  • Bu dönem romanları  karamsar bir bakış açısıyla yazılmıştır. 
  • Eserler genellikle kötü sonla biter. Bu durum sanatçıların etkilendiği Fransız edebiyatından ve dönemin siyasal durumundan dolayı oluşmuştur. 
  • Sosyal konuları işlememişler, bireysel konularda üretmişlerdir. 
  • Tanzimat romanında teknik kusur olarak sayılan, olay akışını kesip okuyucuya bilgi verme, yazarın kişiliğini yansıtması ve iyi kötü ayrımı  Servetifünun romanında yer almaz. 
  • Bu dönem romanında öyküde olduğu gibi realizm ve natüralizm akımlarıda etkilidir. 
  • Romanlarda yer olarak İstanbul kullanılmış ve kahramanlar genellikle aydın kesimden seçilmiştir. 
  • Bu dönem romancıları yaşadıkları çağı yansıtırken okuyucularına nasihat vermeye veya onları yönlendirmeye çalışmazlar. Tarafsız bir şekilde olay örgüsünü ve kahramanları anlatarak sonucu okuyucuya bırakırlar. 
  • Romanlarda Türkçenin kurallarına ve söz dizimine uymayıp yeni anlatım olanakları aramışlardır. Bunun sonucu olarak da şiirde olduğu gibi konuşma dilinden uzak ağır bir dil ortaya çıkar. 
  • Servetifünun Dönemi’nde yazılan romanlar arasında Halit Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Nemide; Mehmet Rauf’un Eylül, Ferdâ-yı Garâm, Bir Aşkın Tarihi; Hüseyin Cahit Yalçın’ın Nadide, Hayal İçinde adlı eserleri sayılabilir

MİLLİ EDEBİYAT ROMAN ÖZELLİKLERİ

  • Tanzimat ve Servetifünun dönemlerinde İstanbul'un dışında hiç çıkmayan roman bu dönemde Anadolu'ya da açılmıştır 
  • Bu dönem romancıları eserlerinde yurt sorunlarına dayalı olarak anlatmıştır 
  • Yakup Kadri ile Refik Halit'in Milli Edebiyata katılması bu dönemin hikâye ve romanı daha da güçlenmiştir.
  • Roman türünün teknik bakımdan geliştiği bu dönemde sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır 
  • Yakup Kadri, Refik Halit, Halide Edip ve Reşat Nuri'nin öncülüğünde Memleket edebiyatı çığırı açılmıştır. 
  • Eserlerde kahramanlık, vatan, aşk ve Kurtuluş Savaşının zorlukları anlatılmıştır.
  • Millî Edebiyat Dönemi roman ve hikâye yazarları arasında Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Falih Rıfkı Atay, Aka Gündüz gibi isimler yer alır. Bu dönemde yer alan sanatçıların bazılarının Cumhuriyet Dönemi’nde de eserler vermiştir.

YAZAR BİYOGRAFİLERİ:

VICTOR HUGO 1802-1885

  • Romantizm akımının en bilinen sanatçıları arasında yer aldı. Sanatçı, Cromwell adlı tiyatro eserinin ön sözünde romantizmin ilkelerini ortaya koymuştur. 
  • Toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgilendi. 
  • 1848 ayaklanmalarının ardından kurucu meclise katıldı, daha sonra milletvekilliği yaptı. 
  • Fransız edebiyatının önemli yazarlarından biri olan sanatçı, edebî ününü şiirleri ve oyunları ile kazandı. 
  • I’Evenement adlı bir gazete çıkardı. 1852’de Louis Bonaparte’ın imparatorluğunu duyurdu  hükûmet darbesine karşı olduğu için sürgün edildi. Cezası 1859’da sona erdi fakat imparatorluk yıkılana dek gönüllü olarak sürgünde kaldı. 
  • 1831 yılında yayımlanan romanı Notre Dame’ın Kamburu, klasik edebiyatın şaheserleri arasında yer aldı. 
  • Birçok türde eser olan sanatçının Akşam Şarkıları, Işık ve Gölgeler şiir; Hernani, Kral Eğleniyor tiyatro; Notre Dame de Paris, Sefiller roman türündeki eserlerinden bazılarıdır. 

AHMET MİTHAT EFENDİ (1844-1913) 

  • Tanzimat Edebiyatının önde gelen yazarlarındandır. 
  • Tanzimat Edebiyatı’nda toplum üzerinde en çok etkisi olan sanatçıdır. Halka okuma alışkanlığı kazandırmıştır çalışmıştır. Başarılı olmuştur. 
  • Sanat toplum içindir.Anlayışını benimsemiştir. 
  • Eserleriyle toplum için hace-i evvel  olmuştur. Türk edebiyatında onun kadar eser veren başka bir sanatçı yoktur; bu nedenle “yazı makinesi” olarak bilinir. 
  • Ahmet Mithat’a göre; edebiyat bilginlerin daha önce araştırıp bulduklarını insanlara yayan bir araçtan başka bir şey sayılmaz. 
  • Eserlerinde halkın anlayabileceği yalın bir dil kullanmıştır. 
  • Roman, makale, öykü, anı, tiyatro, gezi, tarih, hukuk, felsefe, coğrafya, ziraat, iktisat gibi birçok alanda eser üretmiştir. 
  • Romanları teknik açıdan kusurlu sayılabilir. Olayın gidişatını kesip araya girerek bilgi verir; gereksiz açıklamalar ekler. 
  • Tarih, polisiye, macera, aşk ve cariyelik gibi konularda roman yazmıştır. 
  • Romanların isimleri bile temaları hakkında bilgi vermiştir. Olaylar bazen yazarın hiç görmediği mekanlarda geçer. 
  • Halk için roman devrimini edebiyatımızda o başlatmıştır. 
  • Romantizm akımının etkisinde kalmıştır. 
  • Öykü ve romanlarında meddah tekniğinden faydalanmıştır.
  • Türk edebiyatında ilk hikaye örneklerini vermiştir.
  • Gazetecilik yönü de vardır. Tercüman-ı Hakikat, Bedir, Devir gazetelerini bakmıştır
  • Dağarcık ve Kırkambar isimli dergileri de çıkarmıştır. 
  • Servetifünun yazarlarını eleştirerek onlara soysuzlaşmış ismini takmıştır. 
  • Evinin içinde kurduğu küçük bir matbaada eserlerini basmıştır. Esrar-ı Cinayet isimli romanı edebiyatımızda ilk polisiye roman sayılır. 

ESERLERİ: 

  • Ahmet Mithat, düzyazının bütün türlerinde ve akla gelen bütün konularda çok fazla eser sahibidir. 
  • Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Henüz On Yedi Yaşında, Paris’te Bir Türk roman; Açıkbaş, Eyvah, Çengi yahut Daniş Çelebi tiyatro türündeki eserlerindendir.

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL 

  • 1866'da İstanbul'da doğdu.27 Mart 1945'te İstanbul'da öldü. 
  • Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk romanları yazan sanatçı olarak kabul görür.
  • Servetifünun döneminde roman ve öykü türünün en önemli adıdır. 
  • Eserleri realizmin tüm özelliklerini yansıtır, natüralizmin  etkileri görülür. 
  • Roman tekniği kusursuzdur; olaylar sebep-sonuç ilişkisi içinde, sağlam bir kurgu ile aktarılır. Kahramanların ruh çözümlemelerini, iç dünyalarını öznel olmayan bir şekilde ele alır. 
  • Eserleri güçlü bir gözlem gücünün sonucudur. 
  • Romanlarında İstanbul’un yüksek çevrelerini başarılı bir şekilde aktaran yazar, hikâyelerinde İstanbul dışına da yer vermiştir. 
  • Hikâyelerinde İstanbul dışına yer vermesi lise yıllarını İzmir’de yaşamasına bağlanabilir. 
  • Dili yüklü ve sanatlıdır. 
  • Eserlerinde yabancı sözcüklerle yüklü, abartılı ve özentili bir dil kullanmıştır. 
  • Öykülerinin dili romanlarına göre daha yalındır. 
  • Romanlarını Cumhuriyet Dönemi'nde kendi eliyle yalınlaştırmıştır. Ancak sadeleştirilmiş şekli bile günümüze göre epey yoğun ve ağırdır. 
  • Bireysel konuları işlemiştir. Aşk, karamsarlık, hayal kırıklığı, mutluluğa özlem yazılarında ki başlıca temalardır. 
  • Toplamda altı dil bilen sanatçı yabancı eserleri orijinalinden okuyup romanını daha fazla geliştirme fırsatı kazanmıştır. 
  • Türk edebiyatındaki ilk mensur şiir örneklerini üretmiştir. 
  • Anı türüne yazınsal  bir nitelik yüklemiştir. 
  • Edebi değeri olan ilk anılarımızın yazanıdır. 
  • İlk modern romanlarımız,Aşk-ı Memnu ve de Mai ve Siyah olarak bilinir. 

  ESERLERİ: 

  • Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Ferdi ve Şürekâsı, Kırık Hayatlar, Sefile roman;
  • Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Sepette Bulunmuş, Hepsinden Acı hikâye;
  • Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikaye anı türünde yazdığı eserlerden birkaçıdır.

HALİDE EDİP ADIVAR (1884-1964)

  • Milli Edebiyat akımının en ünlü kadın romancısıdır. 
  • İstanbul Üniversitesinde edebiyat profesörü olan Halide Edip Adıvar aynı zamanda İngiliz dili ve edebiyatı profesörüdür. Bazı eserlerini İngilizce yayınlamıştır. 
  • Edebiyatçılığının yanında bir subay gibi cephe gerisinde mücadele vermiştir. 
  • İzmir'in işgal edilmesinden sonra Sultanahmet Mitingi'ndeki öfkeli konuşması Kurtuluş Savaşı'nda bizzat cepheden cepheye koşması Halide Onbaşı olarak anılmasını sağlamıştır. Hitabetiyle öne çıkmıştır. 
  • Halide Edip Adıvar, edebiyatın birçok türünde eser vermesine rağmen romancı olarak bilinmiştir. 
  • Eserleri roman­tizmden realizme yönelen bir gelişme gösterir. 
  • Romanlarında ilk başta aşk konusunu, kadın psikolojisi­ni ele alır. Daha sonra Türkçülük, milliyetçilik ve mem­leketçilik temalerını yönelir; kişileri yaşadıkları durum çevresinde, gelenek ve göreneklere bağlayarak aktarır. 
  • Romanlarında canlı, kuvvetli karakterler yansıtır. 
  • Yazar, tarzını genellikle ikinci pla­na itmiştir. Eserlerinde basit cümle yanlışlarından, an­latım bozukluğuna kadar birçok eksiklik göze çarpar. 

ESERLERİ

Seviyye Talib, Handan, Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Zeyno’nun Oğlu, Sinekli Bakkal, Tatarcık roman; 
Harap Mabetler, Dağa Çıkan Kurt hikâye; Türk’ün Ateşle İmtihanı anı,
Kenan Çobanları, Maske ve Ruh tiyatro türündeki eserlerinden bazılarıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir