9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MASAL/FABL

Masal:

  • Masal; genellikle halkın yarattığı, ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen, olağanüstü kişilerin başından geçen olağandışı olayları anlatan edebî türdür.
  • Masallar; olaya dayalı, sanatsal metinlerdir.
  • Genellikle bir tekerleme ile başlar.
  • Masallarda yer ve zaman belirsizdir.
  • Olaylar, hayalî mekânlarda ve belirsiz geçmiş zamanda geçer.
  • Olayların anlatımında öğrenilen geçmiş zaman ya da geniş zaman kullanılır.
  • Kahramanlar genellikle devler, periler, cinler, padişahlar, prensler vb. kişilerdir.
  • Masallar iyi ile kötünün mücadelesini anlatır, masalın sonunda iyilik üstün gelir. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.
  • Masallarda yalın, duru bir dil ve anlatım söz konusudur.
  • Anlatımda söylenmesi güç kelimelere, ayrıntılı betimlemelere yer verilmez.
  • Masalların başında, ortasında ve sonunda kalıp sözlere yer verilir.
  • Masallarda iyilik, güzellik, doğruluk, yardımseverlik gibi evrensel değerler yer alır; dinî ve millî ögelere yer verilmez.
  • Masalların söyleyeni belli değildir.
  • Masallar, halkın ortak edebî ürünleri arasında yer alır.
  • Halk arasında dilden dile söylenerek gelecek kuşaklara aktarılan masallar, sonradan yazıya geçirilmiştir.
  • Masal Planı
  • Döşeme: Dinleyicinin ilgisini çekme amacı taşıyan tekerleme bölümüdür.
  • Serim: Kişiler tanıtılır. “Bir memleketin birinde...” gibi ifadelerle olaya giriş yapılır.
  • Düğüm:
  1. Olaylar gelişir, çatışma ortaya konur.
  2. İyiler ve kötüler bu bölümde belirginleşir.
  3. Olayın ayrıntılarına girilir.
  4. Merak duygusu yoğunluk kazanır.
  5. Olaylar hızlanarak çözüm noktasına yönelir.
  • Çözüm: Düğüm bölümünde belirginleşen çatışma bu bölümde iyilerin kazanması ve kötülerin cezalandırılmasıyla çözülür.
  • Dilek: Masal “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine”, “Darısı yurdumuzun güzelleri başına” gibi iyi dilek bildiren kalıplaşmış sözlerle son bulur.
  • NOT: Eski Yunan’daki Ezop Masalları, bilinen en eski masal / fabl örnekleridir.
  • Hint edebiyatındaki Pançatantra adlı eser ile Beydeba’nın yazdığı Kelile ve Dimne, Doğu’daki ilk masal / fabl örnekleridir.
  • Masal sözcüğünü gerçek anlamına bağlı olarak kullanan ilk sanatçı Namık Kemal’dir.
  • Osmanlı Dönemi’nde sözlü gelenekten derlenerek hazırlanan Billur Köşk, ilk Türk masallarındandır

Fabl

  • Fabl; kahramanları çoğunlukla hayvanlardan seçilen, ders verme amacı güden, genellikle manzum bir edebî türdür.
  • Fabllarda bir öğüt yer alır.
  • Bu öğüt, genellikle bir atasözü ya da özdeyiş yoluyla verilir.
  • Fabllarda soyut kavramlar, somut olaylar yardımıyla anlatılır.
  •  İnsanların başından geçen her türlü olay fablın konusunu, iyilik-kötülük gibi çatışmalar olay örgüsünü oluşturur.
  • Kahramanlar genellikle hayvanlardır fakat insanlar da zaman zaman bu kahramanlar arasında yer almaktadır.
  • Hayvanlar fablda kurnazlık, cesaret, kibir, kıskançlık, kahramanlık gibi insani özellikleri temsil edecek şekilde yer alır; bunun için fabllarda genellikle teşhis ve intak sanatlarından yararlanılır.
  • Olaya dayanan diğer türlerde olduğu gibi fablda da öyküleyici anlatıma başvurulur.
  • Fabl türünde de masalda olduğu gibi yer ve zaman belirsizdir.
  • Ders verme amacı güdüldüğü için dili sadedir.
  • Zaman zaman kalıp sözlere yer verilir.
  • Masalda olduğu gibi fablda da “dostluk, dayanışma, korku, öfke, kurnazlık” gibi evrensel tema ve kavramlar işlenir.
  • XVII. yüzyılda Fransız yazar La Fontaine, Ezop ve Beydeba’dan esinlenerek fabllar yazmıştır. Amerikalı yazar Richard Bach’ın (Riçırt Bah) Martı, İngiliz yazar George Orwell’in (Corç Orvıl) Hayvan Çiftliği, Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry’nin (Antuen dö Sant Ekzuperi) Küçük Prens gibi eserleri fabl türünden etkilenilerek yazılmıştır.
  • Türk edebiyatında fabl niteliği taşıyan örnekler, Hint, Arap ve İran edebiyatından esinlenilerek oluşturulmuştur.
  • XIII. yüzyılda Mevlana’nın Mesnevi’sinde fabl özelliği taşıyan parçalara rastlanmaktadır. Gülşehri’nin XIV. yüzyılda Farsçadan çevirdiği Mantıku’t Tayr adlı eser fabl özelliği göstermektedir.
  • XV. yüzyılda Şeyhî’nin yazdığı Harnâme, Türk edebiyatındaki ilk fabl örneğidir.
  • Şinasi, 1859 yılında La Fontaine’in (La Fonten) fabllarını Türkçeye çevirmiştir.
  • Dönemine göre yalın bir dille yazılan Harnâme, 126 beyitten oluşan bir mesnevidir.
  • Fabl Planı

Fabllar; serim, düğüm, çözüm ve öğüt bölümlerinden oluşur.

  • Serim: Kişiler kısaca tanıtılır, olayın geçtiği çevre belirtilir, olay başlatılır.
  • Düğüm: Çatışma ortaya konur ve olay düğümlenir. Olayın ayrıntılarına girilir. Merak duygusu yoğunluk kazanır.
  • Çözüm: Düğüm çözülür, çatışma sona erer. Olay genellikle beklenmedik bir sonuca bağlanır.
  • Öğüt: Olayla ilgili ana fikir öğüt biçiminde verilir. Bu öğüt daha çok bir atasözü ile ortaya konur.

Yazma Tür ve Tekniklerini Tanıma

Yazma Sürecini Uygulama

Sözlü İletişim Tür ve Tekniklerini Tanıma

Dinleme Türleri

  • Dinleme; sözlü iletileri işitme, anlamlandırma ve sözlü iletilere tepkide bulunma sürecidir.
  •  Dinleyici, amacına uygun dinleme tekniklerini kullanır.
  • Başlıca dinleme türleri şunlardır:

1.Aktif Dinleme:

Jest ve mimiklerle dinleyicinin konuşmacıya değer verdiğini hissettirdiği dinleme şeklidir.

 Bu dinlemede dinleyen aktiftir.

Dinleme sırasında başka bir işle uğraşılmaz, konuşmacıyla göz teması kurulur.

 Zaman zaman konuşmacıya sorular yöneltilir.

Bu geri bildirimler yoluyla konuşmacı mesajlarının alınıp alınmadığını kontrol eder.

2. Pasif Dinleme:

Dinleyicinin sözlü tepkide bulunmadığı, konuşulanı sessizce dinlediği dinleme çeşididir.

Dinleyicinin dinledikleriyle ilgili zihinsel faaliyetlerini etkinleştirmek amaçlanır.

Dinleyicinin sessizliği, konuşmacıya söylediklerinin kabul gördüğü izlenimi verir.

Bu dinlemede konuşmacı dinleyenin kendisini anlayıp anlamadığı konusunda kesin bir düşünceye ulaşamaz.

3.Not Alarak Dinleme:

Dinlenenlerin unutulmasını önlemeye dönük olarak kısa not almayla desteklenmiş dinleme çeşididir. Konuşulanların hatırda kalması ve daha kolay anlaşılması için konuşulanlar, not alınarak dinlenir. Bu tür dinlemede dinleyici; konuşmanın ana düşüncesini, önemli bulduğu bölümleri, güzel sözleri hatırlamak için not alır.

4.Empati Kurarak Dinleme:

 Dinleyenin, kendisini konuşanın yerine koyarak konuşmacının neler hissettiğini, sözlerinin hangi deneyimleri yansıttığını anlamaya yönelik dinleme çeşididir.

Dinleyici bir süreliğine kendi duygu ve düşüncelerinden uzaklaşarak olayları karşısındakinin bakış açısıyla değerlendirir.

Bu durum, önyargılı dinlemeyi engeller.

NOT: Dinleme sırasında başka bir işle uğraşılmaz, konuşmacıyla göz teması kurulur.

5.Yaratıcı Dinleme:

Dinleyicinin konuşmacının sözlerinden yeni düşünce ve hayaller üretmesine dayanan dinleme çeşididir. Dinleyici; dinlediklerine yeni anlamlar yükler, dinlediklerini zihninde yapılandırır, bunlardan yeni düşünceler üretir.

6.Seçici Dinleme:

Dinlenenlerin içinden ilgi ve ihtiyaca yönelik olanların seçilmesine dayalı dinlemedir.

Seçici dinlemede önceden belirlenen sorulara cevap bulma amaçlanır.

Bir başka yöntem de dinlenenlerden bir bölüm seçilerek bu bölümün dikkatli dinlenmesidir.

7.Eleştirel Dinleme:

Dinleyicinin konuşmacının iletilerini çok yönlü bakış açısıyla tarafsız olarak değerlendirip sorguladığı, karşılaştırmalar yaptığı dinlemedir.

Eleştirel dinlemede dinleyici zihinsel süreçleri yoğun olarak kullanır, dinlediklerini ön bilgiler ile karşılaştırır kendi doğrularını bulmaya çalışır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir